Shakespeare Oyunları

Şekspir Denemeleri: Yanlışlıklar Komedyası

 

Comedy-of-Errors-Salt-Lake-Shakespeare

 

Birkaç ay önce bir arkadaş temelli gitti. Güvercin değil, bülbül tedirginliğinde bir ruhtu kendisi. Yüreği, heyecanıyla ha çatladı, ha çatlayacak. Üzmek de kolaydı onu, sevindirmek de. Kafasına taktığı, içine attığı çok şey vardı. Belki de bu yüzden, kanser olduğunu öğrendiğimde şaşırmamıştım. Nedense, insanın kendi hastalığını kendisinin seçtiğine inanırım.

 

O gittikten sonra fark ettim ki şu film şeridi hadisesi, sırf ölenler için değilmiş. Kalanlar da birlikte geçen vakitleri film gibi, ölenin arkasından, izlermiş.

Seyrederken bir anıda takıldı kaldı aklım. Göçenlerden kalan hatıralar hüzünlü olsa da nedense bu hatıra bana bir komediyi, farsı, Shakespeare’in farsını, Yanlışlıklar Komedyası’nı hatırlattı.

Vakit kıştı. Üniversitede herkesin çok sevdiği ama benim herkes sevdiği için sevmediğim hoca Descartes’tan bahsediyordu sınıfta. Hoca, bir soru attı ortaya: “Tanıdığınız biri, başka bir bedene geçseydi mesela, yine aynı kişi olur muydu?”

Ortalık karıştı. Bizimkisi, heyecanlı heyecanlı elini kaldırıp erkek arkadaşını anlatmaya başladı: “Piyano bölümünde çocuk, mesela bir basketbolcunun bedenine girse, nasıl kendisi olabilir ki? Hele de o ellerle?”

Sonuçta ders, tartışma sonlanamadan bitti. Fakat arkadaş bırakmadı mevzuyu, hatta moralini bile bozdu bu düşünce. Bütün gün tekrarlaya tekrarlaya tüketti aynı kelimeleri: “Yahu olmaz, nasıl olabilir ki?”

Bizimkisi mevzuyu aşk hayatına dayandırmış olsa da hocanın sorusunun temeli zihin-beden ikilemi, ki psikoloji ve beyine yönelik bilimsel çalışmalar arttıkça etkisini kaybetti. Ama temelde şöyle özetlenebilir: Bu ikilem, zihin ve bedenin ayrı mı yoksa aynı mı varlıklar olduğuna yönelik bir tartışma. Biz insanlar, somut varlıklarız, hepimizin bir bedeni var. Fakat, diğer canlılardan farklı olarak soyut düşünceler de üretebiliyoruz, yani zihinlerimiz de var. Bu şu demek hem fiziksel, hem de fiziksel olmayan bir varoluşa aynı anda sahip olabiliyoruz. Peki bu iki ayrı varoluş, soyut ve somut, nasıl bir arada bulunabiliyorlar?

Bu soruya Descartes cevap veriyor: Zihin ve beden beyindeki epifiz ile birbirlerine bağlanıyorlar. Zihin, bedeni kontrol edebiliyor. Fakat, önceki filozoflardan farklı olarak Descartes, ilk defa bedenin de istek ve tutkuları ile zihni etkileyebildiğinden bahsediyor. Yani zihin bedenle, beden zihinle var oluyor.

İşte, çok sevilen sevmediğim hocanın sorusu da tam bu noktaya işaret ediyor: “Eğer zihni beden, bedeni zihin etkiliyor, şekillendiriyorsa, çıkarıp koyalım zihinlerimizi başka bedene, aynı kişi olabilecek miyiz yine?”

İnsan anılarını yaşarken onları öykü formuna döküyor. Öykünün hayattan farkı, öykünün kurgusunun daha sağlam olması. Bu yüzden şöyle der Tomris Uyar: “Hayatta olur, öyküde olmaz.” Bu anıyı yaşarken aklıma gelmemişti Yanlışlıklar Komedyası, ama sonrasında film şeridi gibi izlerken “keşke” demeyi eksik etmedim. Keşkeler genelde gidenlerle alakalı olsa da bu sefer arkadaşla ilgisi yoktu. Dedim ya hoca herkesin sevdiği, benim bu yüzden sevmediğim bir hoca. Shakespeare, arka sıradan elini kaldırıp ortalığın öyle değil, böyle karıştırılacağını göstermeliydi ona: “Hocam, peki ya tek yumurta ikizleri? Onların zihinlerini birbirleri ile değiştirsek, malum bedenleri de aynı. Bu durumda da kendileri olmaya devam edebilecekler mi?”

Shakespeare, Yanlışlıklar Komedyası’nda oldukça acayip bir ailenin hikayesini anlatır. Bir fırtına sonucu birbirinden ayrı düşen bu ailenin, ikiz oğulları ve ikiz uşakları vardır ve ne sebeple olduğu bilinmez bu ikizlerin isimleri de aynıdır. Yıllar sonra ikiz oğul ve ikiz uşaklardan bir çift diğerlerini aramak maksadı ile Sirakuza’dan Efes’e doğru yola çıkarlar. Tesadüf, bu ikili Efes’e vardıklarında isimleri gibi kıyafetleri de diğerleri ile pişti olmuştur. Kardeşlerini kazanmak isterken kimliklerini kaybedecek duruma gelirler. Kim kimdi, kim kimleydi derken ortalık karışır.

Oyun pekçokları için bir fars olarak tanımlanıp hor görülse de, biz onlardan olmayalım Descartes’a geri dönelim. Descartes’in herkesin bildiği meşhur bir sözü var: “Düşünüyorum, öyleyse varım”. Bu cümle aslında batı rasyonalizminin başladığı yer. Descastes bu mantık dizisine tersini farz ederek başlıyor: “Herşeyin varlığından şüphe ediyorum. Duyularım beni yanıltabilir. Ama düşündüğüm sürece duyularım beni yanıtsa da varım”. Bir açıdan bu kendini merkeze alma hali, her insanın kendini eşsiz düşünmesi ile de alakalandırılabilir.  Sadece aklından, düşüncelerinden şüphe etmediğin, zihinin bedeni ve bedenin zihni etkiledi bu sistemde, kişiye toplum tarafından yüklenenler göz ardı edilir. Bu sosyologların psikologlardan nefret etmesinin de bir sebebidir.

İşte Shakespeare de eşsiz insanı, eşsiz olamayacağı bu acayip hallerin ortasında bırakır. Kardeşinin geldiğinden habersiz, kendi hayatının durup dururken allak bullak olduğunu zanneden Efesli Antipholus benliğini yitirip delirmenin eşiğine gelirken, ikizinin evine yerleşip ikizinin karısının kız kardeşine aşık olan Sirakuzalı Antipholus aşk ile benliğine yeni tabakalar eklemektedir. Oyun işler daha da beter olmadan, bir farsa yakışır şekilde yıllar önce ayrı düşen kardeşlerin birbirleri ve anne-babaları ile kavuşması ile mutlu sonla biter. Zihnin bedeni, bedenin zihni etkilediği kadar dış dünyamızda olan bitenler de benliğimizi derinden etkiler.

Peki Tomris Uyar’ın “Hayatta olur, öyküde olmaz” sözüne uyar mı Shakespeare’in arka sıradan el kaldırması? Söz konusu Shakespeare ise uysa da uyar, uymasa da Uyar. Zaten giden bir arkadaşı, onunla geçen bir anıyı, bir fars ile hatırlamaktan daha çok Shakespeare’e uyan ne olabilir ki? Kadınları hafife alan erkeklerin hali belki. Onu da bir dahaki Karanlıktaki Shakespeare’de anlatırız artık.

Şekspir Denemeleleri’nde Sırada: Aşkın Emeği Boşuna

                                                                                                                                                                      

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s