Ölü Ozanlar Derneği: Öğretme Eyleminin Büyüsü

KeatnOnDsk.jpg

Merak etmeyin tekerleği ilk defa bulmuş edasıyla kült bir filmi anlatmayacağım size. Bilenlerin bilmeyenlere anlatması gereken bir Nasreddin Hoca hadisesi bu film ya da bilmeyenlerin hemen açıp izlemesi gereken. En sevdiğim film değil kendisi, en sevdiğim filmin hangi film olduğuna emin de değilim. İyi insanları sevmek gibi bir şekilde iyi kotarılmış filmleri sevmek, ayrım yapmadan hepsini birden.

24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle değiniyorum bu filme zira “Ah kaptanım, canım kaptanım” repliğiyle kavuşmasını istediğim bir öğretme hayalim var benim. Yazdığım yazılar, aldığım dersler, sürekli birilerinin çıkıp bunları yaparken kaçırdığımı söylediği şeyler hep bu hayalin yüzünden.

Akademisyen olmak istiyorum ben. Acayip bir hayal değil bu ama nedeni sebebiyle belki de hayallerin en garibi. Bana öğretilen insansız iktisatın içinde insanın, bir çıkarlar sistemine dönüşmüş politikanın içinde merhametin olabileceğine sadece bir kişiyi inandırmak için istiyorum akademisyen olmayı.

Öyle kibir dolu dünyayı değiştireceğim söylemlerim, kahraman sendromlarım yok benim. Mümkün olduğuna inanıyorum dünyaya başka şekillerde bakmanın. Mümkün olduğuna inanıyorum doğru şekilde anlatırsam, sadece bir kişi bile olsa birinin beni duymasının.

O bir kişi için yazıyorum bu yazıları, bir kişi “Aa, bunu böyle düşünmek de mümkünmüş” desin diye.

O bir kişi için çalışıyorum, dersler alıp sınavlara giriyorum. Tiyatro oyunlarına gitmem, filmler seyredip kitaplar okumamın sebebi o bir kişi. Kendi ufkumu genişlettikçe mümkün olacak bir başkasının ufkunu genişletmek. Kendi dünyamı değiştirdikçe mümkün olacak, o bir kişinin dünyasını değiştirmesi.

Çünkü öğretme eylemi bir büyü. Kapalı bir çift minik gözü açıp karanlığın içinde aydınlığın, her zorlukta bir kolaylığın olduğunu gösterebilen.

Olur da gelirse bu hayalin gerçekleştiği günler, bir dersin ilk günün de ya da belki verdiğim ilk seminerde selam göndereceğim, Ölü Ozanlar Derneği’ne: “Bana “hocam” diyebilirsiniz ama eğer cesaretiniz varsa “Ah kaptanım canım kaptanım” da”. İşte böyle bağlanacak öğretme hayalim, Ölü Ozanlar Derneği’ne.

Filmde hepimizin hocası John Keating, aslında tek bir çocuk için yaptı her şeyi. Tek bir çocuktu tiyatrocu olmak için her şeyden vazgeçen Neil Perry. Tek bir çocuktu yazdıklarını herkesten gizleyen utangaç Todd Anderson. Tek bir çocuktu aşkın peşine düşen Knox Overstreet ve tek bir çocuktu Charlie Dalton, pardon Nuwanda.

Ben de  o tek bir çocuktum. Okuyanlar, yazanlar, anlatanlar ve öğretenler vardı çevremde. Bütün emeklerinin sadece bir kişiye bile ulaşması yetecekti, yorgunluklarına değimesi için.

İşte 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle selam etmek isterim o okuyanlara, yazanlara, anlatanlara ve öğretenlere. Ben okudum sizi, ben dinledim, ben öğredim. Hayallerimin bir şekilde ucundan tuttunuz siz, hala da tutuyorsunuz. Çok teşekkür ederim.

Öğretmen/akademisyen olsanız da olmasanız da kutlu olsun 24 Kasım Öğretmenler Gününüz.

Sizi seviyorum.

Ö.


Sinema Salonu

Karanlıktakizenci’de başka şeyler de okumak için: Link

Twitter da komşu olmak için: Link

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s