Moda Sahnesi · Tiyatro Yazıları · Zamanın Ruhu

Bütün Çılgınlar Sever Beni: Patlayan Çiçek

ekran-resmi-2016-11-08-17-54-52

Sahnedeki silahın patlamasına alışığız. Çehov öğretisi. Nedensellik, hayatlarımızın temeli. Peki ya sahnede çiçek varsa, böyle güzel, süslenmiş püslenmiş bekleyen. O da patlar mı, silahın patlamasını mütakiben?

“Bütün Çılgınlar Sever Beni: Patlayan Çiçek” yazısını okumaya devam et

Reklamlar
Moda Sahnesi · Tiyatro Yazıları

Roberto Zucco: Tel Üstündeki Tel Canbazı

roberto-zucco-tiyatro-oyunu-yorum

Tuhaf bir eylemsizlik hali arayışında ruhum, bir tür pasif direniş şekli. Çünkü bütün diğer hallerin, hareketlerin, rollerin sahipleri var. Bir tanesi de benim olsun, tek sahibi ben olayım telaşında değilim. Sahipsizliğin ruhunu anlama derdindeyim, çünkü sahipsizlik getirecek çıkardan uzak sebepsizliği ve sebepsizlik herşeyden uzak rastgele iyiliğin temeli.

“Roberto Zucco: Tel Üstündeki Tel Canbazı” yazısını okumaya devam et

Moda Sahnesi · Shakespeare Oyunları · Tiyatro Yazıları

En Kısa Gecenin Rüyası: Shakespeare’e Kasket Giydirmek

en-kisa-gecenin-ruyasi-gorsel-750x500

Kırmızı çizgilerinizi çekiyorsunuz ya, basmak geliyor içimden o kırmızı çizgilere. Kusura bakmayın, astrolojiden payıma düşen yükselen akrep. Tutamıyorum kendimi.

“En Kısa Gecenin Rüyası: Shakespeare’e Kasket Giydirmek” yazısını okumaya devam et

Tiyatro Yazıları

Bir Delinin Hatıra Defteri: Gölgeler ve Gerçekler

tiyatro32-441x320

Televizyon kanallarını değiştirdikçe değişiyor ülkemin gündemi. Sanki farklı kanalları izleyenler, başka ülkelerde yaşıyorlar. Sosyal medyayı kullananlarsa bambaşka bir dünyada. Şaşırıyorum, aynı mekanı paylaştığım insanlarla derin görüş ayrıklıkları yaşamama. Kafamı duvarlara vurasım geliyor: “Bu insanlar nasıl oluyor da gerçeği göremiyor?” Henry Bergson teselli ediyor beni: “Göz, yalnızca aklın kavramaya hazır olduğu şeyleri görür”.

“Bir Delinin Hatıra Defteri: Gölgeler ve Gerçekler” yazısını okumaya devam et

Tiyatro Yazıları

Tehlikeli Oyunlar: Çocuk Oyunlarının Kutsallığı

afisgenelmekansiz

Hayatımda ilk defa, bir kitaptaki bir cümlenin nasıl sallandığı görmek için gittim bir tiyatro oyununa. Bu meşhur cümle “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor” idi. Bütün hayatı herşeyi öğrenip, herşeyi anlamak derdinde olan birisi için, ne kadar çarpıcı bir cümle değil mi? Düşünsenize, büyümek zannetiğimiz o adı batasıca eylemin sebebi her şeyi öğrenmek, her anlama vakıf olmak. Ama büyüdükçe görüyoruz ki, bir noktada hep eksik kalacağız. Kelimeler, hiçbir zaman bazı anlamlara gelmeyecek.

“Tehlikeli Oyunlar: Çocuk Oyunlarının Kutsallığı” yazısını okumaya devam et

Moda Sahnesi · Tiyatro Yazıları

Parkta Güzel Bir Gün: Sınırda ya da Sınırsızlıkta

Parkta-Güzel-Bir-Gün

Lefkoşe’deki Yiğitler Burcu Parkı, paralel evrene açılan bir kapı gibi gibi gelir bana. Hani Kemal Sunal’ın son filmi Propaganda’da bir sınır köyü ikiye bölünür ya ani gelen bir sınır çizgisiyle, bu park da biraz öyle: Park sınırın kendisi. Sonundaki tel örgülerden baktığınızda Rum Kesimi’ni görebiliyorsunuz. Aynı evler, aynı binalar ve insanlar da kuzeydekilerden hiç de farklı değil.

“Parkta Güzel Bir Gün: Sınırda ya da Sınırsızlıkta” yazısını okumaya devam et

Moda Sahnesi · Tiyatro Yazıları

Bira Fabrikası: Suçsuz Bulunamadığında Suç

19.03.2015.14.09.51.5

Söz konusu adalet olduğunda suçun ortada olduğu ama suçlunun bir türlü bulunamadığı durumlara aşinayız. Hatta suçlunun bulunup, hak ettiği cezayı almadığı durumlara da. Peki ya suçun hala ortada olduğu ama suçsuzun bulunamadığı durumlar?

“Bira Fabrikası: Suçsuz Bulunamadığında Suç” yazısını okumaya devam et